Rüya Nedir? Uyku Nedir?
Rüya Nedir?
Bilim adamları arasında uzun yıllar araştırmalara rağmen bir türlü çözüme kavuşturulamayan rüyanın varlığı hala sırrını korumakta ve keşfedilmeyi beklemektedir.
Rüya konusunda Doğu ve Batı bilginleri arasında zaman zaman farklı yaklaşımlar sergilenmiş ; Batı bilginleri genelde rüyanın insanın günlük yaşantısı sonucu gördüğü şey olarak yorumlarken , Doğu bilginleri bu görüşe katılmakla birlikte Allahtan gelen ilahi bir mesaj olarak ta görmüşlerdir.
Rüyada bazen insan ilerde başına gelecek halleri aynen, bazen de rumuzlu görür ki, bu ancak tabir ettirilmekle öğrenilir.Eğer duyu organları dış aleme kapalı , gönül aynası her türlü kötülüklerden temizlenmiş , cilalı ise Levh-i mahfuzdaki manevi suretler ve bilinmeyen emirler gönül aynasına akseder ve görülür. Eğer duyu organları dış alemle meşgul, gönül aynası paslı ise , ruh, bu alemi seyredemez.
Tuzun eti muhafaza ettiği gibi, insanı kokmadan korur. Rahmani ruh ise, insana uyku halinde alemi melekutu seyrettirir; ahvali gaybı havassa aksettirir. Batılı bilginler ; özellikle Freud, Fromm, Jung rüya konusunda çeşitli ve uzun yılları alan araştırmalar yapmışlar ve rüyayı insan hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri olarak görmüşlerdir. Freud, rüyayı çocuksu ve akıldışı arzularımızın bir tatmini olarak görmektedir. Rüyalarımızı oluşturan motifleri akıldığı arzularımız ve düşüncelerimiz olarak yorumlamaktadır. Uykumuzda, gündüzleri varlıklarından haberdar olmadığımız veya olamadığımız dürtülerimiz canlanmaktadırlar. Bilincimiz tarafindan bastırılan ve dışlanan akıldışı nefret, hırs, kıskançlık ve özellikle de çarpık cinsel arzular, rüyalarımızda birdenbire ortaya çıkıverirler.Freud bu akıldışı arzuları içimizde taşıdığımızı , fakat toplumun etkisi nedeniyle onları bastırmakla kurtulamadığımızı iddia etmektedir. Uyku syrasynda bilincimiz tarafından uygulanan kontrol azaldığından, bu arzular canlanırlar ve kendilerini rüyalarımız aracılığı ile belli ederler. Jungun rüya yorumuna gelince , onun rüya yorumuna yaklaşımı rüyanın amacını sorgulamak ve bilinçaltının belirli bir sembolü neden seçtiğini ve rüyayı gören kişiye kendi yaşamı ve yaşamına karşı tutumu hakkında ne göstermeye çalıştığını anlamaktı. Jung sembollerin rüyayı görene özgü bir gücü olduğunu ve dar bir yorumla sınırlanamayacağını iddia etmektedir
Büyük rüya yorumcularından Erich Fromm ise rüyaları unutulmuş bir dil olarak görür ve geçmişin insanlar için rüya ve hayallerin zihnin en önemli ifadeleri arasında olduğunu söyler. Ona göre rüya sembolleri evrensel, geleneksel ya da rastlantısaldır. Rastlantısal semboller kişiseldir ve bireysel çağrışıma ilişkindirler. Geleneksel semboller tek anlamlıdır. Evrensel sembollerin -örneğin güneş- sıcak ve ışık gibi evrensel anlamları vardır.
Uyku Nedir?
Uykunun sebebi veya fonksiyonu bilinmemektedir.
Chicago üniversitesi uyku araştırmalarından Allan Rechtschaffen uykunun
hiç bir fonksiyonu olmadığını tespit etmiştir. Adale yorgunluklarının azalmasına
rağmen vücudun dinlenmesi için uykuya ihtiyacı olmadığını söylemiştir. Çünkü
vücudumuzdaki hücrelerin kendi kendilerini tamir etme yeteneği vardır.
Araştırmacıların tespitlerine göre bu esnada faaliyetten uzak olmasına, ya
dinlenme veya uyku durumunda bulunmasına da gerek yoktur. Uyku sırasında alınan
EEG kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde beyinde faaliyetsizlik
görülmemiştir.
İngiltere Milli Fizik Laboratuarı Kompütür bilimleri bölümünde psikolog
araştırmacı Dr. Evansa göre uykunun tek maksadı rüya görmemiz için, zemin
hazırlamasıdır. Stanford Tıp Merkezi Uyku Kliniği doktoru Dr.William Dumentin
görüşüne göre ise; rüya görmek son derece önemlidir. Rüyalar fiziki dengenin
oluşmasını sağlanmaktadır.
Temple Üniversitesinden Koruyucu ilaç profesörü Dr.Fred.Rofers uykunun aktif
hayattan tamamıyla uzaklaşmak olmadığını,bilakis yavaşlayan kalp de dahil olmak
üzere uzuvlarımızın değişik bir tip yaşayış durumuna girdiğine inanmaktadır.
Fakat yinede aklımıza şu sorunun gelmemesi mümkün değil. Uyku geceye ait bir
alışkanlık olabilir mi?
Uyku araştırmacılarının babası olarak bilinen Nathaniel Klietman uyku haline
geçebilmek için bir faaliyet sisteminde kritik bir seviyenin altında şiddetli
bir durum olması gerektiği inancındadır. Bütün kainata ölçülü bir hareket,yani
ritim hakimdir. Med-Cezir, güneş ve ayın doğup batmaları,mevsimler,dünyanın
ekseni etrafında dönmesi ve daha pek çok düzenli ve maksatlı hareketler hep bu
ritmi bize gösterirler.
Dr.Franz Halberg normal durumda ve 24 saatlik bir periyotta meydana gelen
değişmeler için "circation" kelimesini kullanmıştır. Vücut dengesi zamana bağlı
ritim değişmeleriyle sağlanır. Azalarımızın ritminin en kifayetsiz olduğu
anlarda uyku bastırır.Gecenin ilk uyku dönemine hızlı olamayan göz hareketi
manasına gelen "NREM-non Raped Eye Movement" denilmektedir.Vücudun dinlendiği en
sakin uykudur bu.Nefesimiz düzgün ve sakindir. EEG kayıtları ve beyin
faaliyetleri düzgün ve imtiyazlıdır.Horlamada bu uyku döneminde vuku bulur.
Hızlı göz hareketi denilen REM Ropel Eye Movement faal uyku halidir.Vücut
hareketsiz olmakla beraber yüzde ve parmak uçlarında düzensiz hareketler vardır.
Horlama kesilir.Nefes düzensiz haldedir.Yani hızlı ve yavaş arasında ritim
değişikliği görülür.Bazılarının kanaatlerine göre REM uyku hali değil bir çeşit
sara nöbetidir. Gece uykumuzun 1.5 ile 2 saati REM uykusudur.NRAM ve Rem
dereleri 70 ile 110 dakika arasında değişir.Ortalama 90 dakika olarak kabul
edilmektedir. Ruhi depresyon geçirenler REM uykusu olmadığı sürece kendilerini
daha rahat hissederler. Rüya görme hadisesi ekseriye REM döneminde
olmaktadır.Pek çok kişi yatıştırıcı ve uyku verici ilaçları almalarına rağmen
REM döneminde faal uyku halinden kurtulamazlar. Halbuki alınan ilaçlarda Remi
tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması aranmaktadır.